Yas nedir, kayıptan sonra neler hissedilir?
Yas, sevdiğimiz birini kaybettiğimizde verdiğimiz doğal tepkidir; bir hastalık değil. Bağlandığımız kişi gidince zihnimiz, bedenimiz ve gündelik düzenimiz bu yokluğa alışmaya çalışır. Yas dediğimiz şey, bu alışma çabasının ta kendisi.
Kayıptan sonraki ilk haftalarda pek çok kişi şunları yaşar: inanamama, derin özlem, dalga dalga gelen ağlama nöbetleri, öfke, suçluluk ("daha erken fark etseydim"), uykuda ve iştahta değişiklik, odaklanamama. Bazı insanlar ise uzun süre ağlayamaz, sadece boşluk ve uyuşukluk hisseder. Bunların hiçbiri, tek başına, bir şeylerin ters gittiğini göstermez.
Yasın biçimini kaybın türü, kişiyle ilişkiniz, ölümün nasıl gerçekleştiği, kültürel ve dini alışkanlıklarınız ve çevrenizden aldığınız destek belirler. Aynı evde, aynı kişiyi kaybeden iki kardeşin yası bile birbirine benzemeyebilir.
Yasın 5 evresi gerçekten var mı?
"Yasın 5 evresi" (inkâr, öfke, pazarlık, depresyon, kabullenme) Elisabeth Kübler-Ross'un 1969 tarihli On Death and Dying kitabından gelir. Kübler-Ross bu evreleri aslında ölümcül hastalığı olan kişilerin kendi ölümleriyle yüzleşmesini anlatmak için tarif etmişti; sonradan yakın kaybına da uygulandı.
Araştırmalar evrelerin sırayla ve herkeste yaşandığını desteklemiyor. Maciejewski ve arkadaşlarının 2007'de JAMA'da yayımlanan Yale yas çalışmasında, kayıp yaşayanlarda en sık bildirilen duygu baştan itibaren kabullenmeydi; olumsuz duygular arasında en belirgin olanı ise özlemdi. Kısacası evreleri bir kontrol listesi gibi okumamak gerekir. Yasta karşılaşabileceğiniz duyguları tarif ederler, o kadar.
Bugün daha çok kullanılan modellerden biri Stroebe ve Schut'un (1999, Death Studies) ikili süreç modelidir. Bu modele göre yas tutan kişi, kayba odaklandığı anlar (özlem, ağlama, anılar) ile hayata yeniden uyum sağladığı anlar (yeni roller, gündelik işler, dinlenme) arasında gidip gelir. Bu gidip gelme sağlıklıdır ve beklenen bir şeydir.
Yas süreci ne kadar sürer?
Yasın kesin bir süresi yok. Bunu duymak bazen sinir bozucu gelir, biliyorum. Acı genellikle zamanla yoğunluğunu kaybeder ama yıldönümlerinde, bayramlarda, bir şarkıda ya da bir kokuda yeniden canlanabilir. Bu dalgalanma, yasın bitmediği anlamına gelmez.
Kayıptan sonra pek çok kişinin aklına şu soru gelir: "Ne zaman eskisi gibi olacağım?" Çoğu zaman cevap, eskisi gibi olmaktan çok kaybı taşıyarak yaşamayı öğrenmektir. Kaybettiğiniz kişiyle bağınız bitmez; anılar, değerler ve alışkanlıklar yoluyla biçim değiştirerek sürer. Zamanla acının yanına sevgi ve minnet de eklenir.
Klinik açıdan önemli bir sınır var: Amerikan Psikiyatri Birliği'nin DSM-5-TR el kitabı, "uzamış yas bozukluğu" tanısının yetişkinlerde ancak kaybın üzerinden en az 12 ay geçtikten sonra düşünülebileceğini söyler (çocuk ve ergenlerde en az 6 ay). Dünya Sağlık Örgütü'nün ICD-11 sınıflandırması ise en az 6 ay ölçütünü kullanır ve kültürel normların dikkate alınmasını ister. Yani ilk aylardaki yoğun acı kendi başına bir bozukluk işareti sayılmaz.
Yas ile depresyon arasındaki fark nedir?
Yas ve depresyon dışarıdan benzer görünebilir: üzüntü, ağlama, uykusuzluk, isteksizlik. DSM-5-TR ikisini ayırırken birkaç noktaya bakar:
Yasta acı genellikle dalgalar hâlinde gelir ve kaybedilen kişiyi hatırlatan şeylerle tetiklenir; araya sıcak anılar, hatta mizah girebilir. Kişinin kendine bakışı çoğunlukla korunur; suçluluk varsa kaybedilen kişiyle ilgilidir.
Depresyonda ise çökkün ruh hâli daha süreklidir, belirli bir hatırlatıcıya bağlı değildir. Değersizlik, kendinden nefret etme ve her şeyden zevk alamama öne çıkar.
Bir de şunu eklemek gerekir: yas ve depresyon aynı anda da görülebilir. Aradaki farkı daha ayrıntılı merak ediyorsanız üzüntü ile depresyonu ayıran işaretleri anlattığım yazıya bakabilirsiniz.
Uzamış yas bozukluğu nedir?
Uzamış yas bozukluğu (prolonged grief disorder), DSM-5-TR'ye 2022'de eklenen bir tanıdır. Temelinde, kayıptan uzun süre sonra bile neredeyse her gün devam eden yoğun özlem ya da kaybedilen kişiyle ilgili düşüncelere sürekli zihinsel meşguliyet vardır.
DSM-5-TR'ye göre buna son bir ayda neredeyse her gün görülen şu belirtilerden en az üçü eşlik eder: kimliğin bir parçası ölmüş gibi hissetme, ölümün gerçekliğine belirgin inanamama, kişiyi hatırlatan şeylerden kaçınma, kayıpla ilgili yoğun duygusal acı (öfke, burukluk, keder), ilişkilere ve etkinliklere geri dönmekte zorlanma, duygusal uyuşukluk, hayatın anlamsız geldiği hissi ve yoğun yalnızlık. Bu tablo günlük işlevselliği belirgin biçimde bozmalı ve kişinin kültürü için beklenenden açıkça uzun sürmelidir.
Ne kadar yaygın? Lundorff ve arkadaşlarının 2017'de Journal of Affective Disorders'ta yayımlanan meta-analizi, doğal nedenlerle yakınını kaybeden yetişkinlerin yaklaşık %9,8'inde uzamış yas tablosu bildirmiştir. Başka bir deyişle yas tutanların büyük çoğunluğu zamanla uyum sağlıyor. Küçük ama önemli bir grup ise takılı kalıyor ve onların desteğe ihtiyacı var.
Ani ölüm ve travmatik kayıp yası farklı mı yaşanır?
Kaza, deprem, intihar ya da beklenmedik bir hastalıkla gelen ölümlerde yas, travmatik stres tepkileriyle iç içe geçebilir. Kişi ölüm anını ya da haberi alış anını tekrar tekrar zihninde yaşayabilir, irkilme ve kaçınma görülebilir. O zaman yası travmadan ayrı düşünmek zorlaşır; ikisinin birlikte ele alınması gerekebilir.
Travmanın zihinde ve bedende nasıl iz bıraktığını travma nedir yazısında anlattım. Ani bir kayıp yaşadıysanız ve görüntüler aklınızdan çıkmıyorsa bu yazı da fikir verebilir.
Yas sürecinde neler iyi gelir?
Yasın "doğru" bir yolu yok. Yine de çoğu insana iyi gelen birkaç şey var:
Duygulara alan açmak. Ağlamak, anlatmak, yazmak, mezarı ziyaret etmek ya da bir eşyayı saklamak kişiden kişiye değişir. Kendinizi "artık güçlü olmalıyım" diyerek bastırmak yerine acıya zaman zaman yer açmak işe yarar.
Temel düzeni korumak. Uyku, yemek, kısa bir yürüyüş. İlk haftalarda önemsiz görünürler ama bedeninizi ayakta tutan bunlardır.
Yalnız kalmamak. Kayıptan sonra destek veren insanlarla bağı sürdürmek, uzamış yas açısından koruyucu kabul edilir. Ne istediğinizi açıkça söylemek ("sadece yanımda otur") çevrenizin de işini kolaylaştırır.
İkili süreci hatırlamak. Bir gün kayıpla ilgilenip ertesi gün işe, arkadaşlara, küçük keyiflere dönmek ihanet değildir. Stroebe ve Schut'un modeli bu gidip gelmenin uyumun parçası olduğunu söyler.
Anmaya yer açmak. Cenaze, mevlit, taziye gibi ritüeller ya da sizin seçtiğiniz küçük anma biçimleri (bir mektup, bir fotoğraf albümü, kişinin sevdiği bir yere gitmek) kaybı paylaşmanın ve anlamlandırmanın yollarıdır. Yurt dışında yaşayıp cenazeye katılamayanlar için bu tür kişisel anma biçimleri ayrıca önemli olabilir.
Büyük kararları ertelemek. Taşınmak, işi bırakmak gibi geri dönüşü zor kararları mümkünse ilk aylarda vermeyin.
Ne zaman bir psikologdan destek almalı?
Önce şunu söyleyeyim: yas tutan herkesin terapiye ihtiyacı yoktur. Currier, Neimeyer ve Berman'ın 2008'de Psychological Bulletin'de yayımlanan meta-analizi, yas yaşayan herkese rutin olarak sunulan müdahalelerin etkisinin sınırlı olduğunu; zorlanan kişilere yönelik desteğin ise daha yararlı olduğunu göstermiştir.
Şu durumlarda bir uzmanla görüşmeyi düşünmenizi öneririm:
Aylar geçmesine rağmen özlem ve acı her günü dolduruyorsa; işe, eve, çocuklara bakmakta zorlanıyorsanız; kaybı hatırlatan her şeyden kaçıyorsanız; yoğun suçluluk ya da öfke sizi bırakmıyorsa; alkol ya da ilaçla baş etmeye çalışıyorsanız; ya da sadece bu yükü biriyle paylaşmak istiyorsanız.
Kaybedilen kişiye kavuşmak için ölmeyi düşünüyorsanız ya da kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa beklemeyin; hemen 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.
Kendi durumunuzla ilgili kararlar için bir ruh sağlığı uzmanıyla birebir görüşmeniz en doğrusu olur; bu yazı genel bilgi verir, tanı koymaz.
Yas terapisi nasıl ilerler, online yapılabilir mi?
Yas terapisinde amaç kaybı unutturmak değil, kişinin kaybedilen kişiyle bağını koruyarak hayatına yeniden yer açabilmesidir. Seanslarda kaybın hikâyesini anlatmaya, kaçınılan anılara ve yerlere adım adım yaklaşmaya, suçluluk ve öfke düşünceleriyle çalışmaya ve kişi için anlamlı hedefleri yeniden kurmaya odaklanırız.
Uzamış yas için özel olarak geliştirilmiş yaklaşımlar araştırılmıştır. Shear ve arkadaşlarının 2005'te JAMA'da yayımlanan randomize kontrollü çalışmasında, yasa özgü bir terapi (complicated grief treatment) kişilerarası terapiye göre daha iyi sonuç vermiştir.
Online yas desteği de araştırılmış bir konu. Wagner, Knaevelsrud ve Maercker'in 2006'da Death Studies'te yayımlanan randomize çalışmasında internet üzerinden yürütülen bilişsel davranışçı yas müdahalesi, bekleme listesine göre belirtileri anlamlı biçimde azaltmıştır. Online terapi, özellikle yas nedeniyle evden çıkmakta zorlananlar ya da yurt dışında yaşayıp ailesinden uzakta yas tutanlar için pratik bir seçenektir. Seanslarım 50 dakika sürüyor ve tamamen görüntülü yapılıyor.
Travma, kayıp ve yaşam olaylarıyla ilgili çalışma alanımı bu sayfada bulabilirsiniz. Kısa bir ön görüşme ile ihtiyacınızı birlikte değerlendirelim.
Sıkça sorulan sorular
Yas tutan birine nasıl davranılır?
Çoğu zaman en iyi destek, çözüm üretmeye çalışmadan yanında durmaktır. Kaybedilen kişinin adını anmaktan çekinmeyin, "neye ihtiyacın var?" diye sorun ve yemek, çocuk bakımı gibi somut işlerde yardım teklif edin. "Güçlü ol" ya da "hayat devam ediyor" gibi cümleler genellikle iyi gelmez.
Ağlayamıyorum, bu normal mi?
Evet, olabilir ve sanıldığından sık görülür. Bazı insanlar kayıptan sonra uzun süre ağlamaz, uyuşukluk ya da boşluk hisseder. Ağlamamak sevginizin az olduğu anlamına gelmez. Bu uyuşukluk aylarca sürüyor ve hayatınızı kısıtlıyorsa bir uzmanla konuşmak iyi olur.
Bir yıl geçti, hâlâ çok acı çekiyorum. Uzamış yas mı?
Yıldönümü civarında acının yeniden artması sık görülür ve tek başına bozukluk göstermez. DSM-5-TR'ye göre uzamış yas bozukluğunda yoğun özlem ya da kaybedilen kişiyle meşguliyet son bir ayda neredeyse her gün sürer, başka belirtiler eşlik eder ve günlük hayat belirgin biçimde bozulur. Bunu değerlendirmek için bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmeniz gerekir.
Çocuklarda yas nasıl görülür?
Çocuklar yaslarını yaşlarına göre farklı biçimlerde ifade edebilir ve yetişkinlerden farklı görünebilir. DSM-5-TR, çocuk ve ergenlerde uzamış yas bozukluğunun kayıptan en az 6 ay sonra düşünülebileceğini belirtir. Çocuğunuzun kayıptan sonra uzun süre zorlandığını düşünüyorsanız bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına danışabilirsiniz.
Yas sürecinde ilaç kullanmak gerekir mi?
Psikolog olarak ilaç önermem. Yasın kendisi bir hastalık değildir; ancak yasa depresyon, yoğun kaygı ya da uyku sorunları eşlik ediyorsa ilaç gerekip gerekmediğine bir psikiyatrist karar verir. Gerektiğinde danışanlarımı psikiyatriste yönlendiririm.
Terapiye başlamak için kaybın üzerinden ne kadar zaman geçmeli?
Destek almak için belirli bir süre beklemeniz gerekmez. Uzamış yas tanısı için belirli süreler vardır, ama ilk haftalarda da zorlandığınızı hissediyorsanız bir uzmanla konuşabilirsiniz. Belirleyici olan takvim değil, sizin ihtiyacınız.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez. Belirtileriniz sürüyorsa bir uzmandan destek almanız önerilir.